26 Ağustos 2009 Çarşamba

sikmişim holivud'u

kazandığım bölümden sonra holivud odaklı olmaktan çıkıp daha geniş bi sinema kültürü sahibi olmak için değişik bölgelerden filmler izledim (avrupa,rusya,asya vs.).

valla yıllardır sinema niyetine sikindirik uzun metrajlı görüntüler izlediğimin farkına vardım. (ha guy ritchie gibi bi manyağı zaten izliyordum ama o da kapağı holivud'a attı.)

resmen "sinema buymuş birader" dediğim filmler oldu. (13 tzameti, europa ve adını yazamadığım başka filmler) insanın hayal gücünün genişliğini ve holivud'da es geçilmiş bi çok şeyin farkına vardım. küçük detaylar, sağlam temelli mesajlar. (ha holivud'da yok mu bu? var, ama yaklaşık olarak 362 (yazıyla üç yüz altmış iki) filmde bir.)

neyse sözün özü; kore gümbür gümbür geliyor birader,25-30 yıla kadar holivud anca dev prodüksiyonlu aksiyon filmleriyle ve yıldızlarıyla ayakta kalabilir. bunu anladım.

yani sinema okuyacak heyecanlı gençlere tavsiyem; uzak durun şu yeni kıtadan. sikmişim holivud'u.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

bıktım

her şeyden, herkesten.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

öss+yds

262.924 , 281.428. ya çok zekiyim ya da bu sınav sisteminde bi sorun var. ilki öss, ikincisi yds. 1 hafta çalışıp öss'den o puanı al, hiç çalışma (+ sene boyu sadece okula sınava gittiğinde fransızca konuş) yds'den o puanı al. garip. galiba 1. seçenek doğru.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

2 temmuz '93

dinden uzaklaştıran, cehaletten tiksindiren, sivas'tan soğutan, yobaz orospu çocuklarından nefret ettiren günün tarihin 16. yıl dönümü.


yaşamak bu yangın yerinde
hergün yeniden ölerek
zalimin elinde tutsak
cahile kurban olarak
yalanla kirlenmiş havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu kez
yalnızlığını bilerek
korkağı, döneği, suskunu
görüp de öfkeyle dolarak
toplanır ölü arkadaşlar
her biri bir yerden gelerek
kiminin boynunda ilmeği
kimi kanını silerek
kucaklıyor beni metin altıok
aldırma diyor gülerek
yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak

-ataol behramoğlu

25 Haziran 2009 Perşembe

anaam

maykıl ceksın'ı hastaneye kaldırmışlar. komaya girmiş. laan nası üzüldüm, aldığım ilk kasetin üstünde yazardı adın. vakit hızlı geçiyo azizim , kaseti aldığımda muhtemelen ilkokula yeni başlamıştım. hangi albüm olduğunu da hatırlamıyorum, o kadar eski yani. zaten ömrü de çok uzun olmamıştı. müzik dünyasındaki bir çok ilkin sahibi (ilk konulu klip, bilmemkac milyor albüm satışı vs. vs.) bi adam dağılınca içim sıkıldı.

24 Haziran 2009 Çarşamba

gözlerim yaşardı

ömrümün %5-%10 gibi büyük kısımını gönüllü olarak feda eden bir beşiktaş taraftarı olarak (bkz: valerenga, liverpool , malmö, recep çetin, fevzi tuncay , daha gider bu) bu sene kazanılan iki kupayı bir nevi placebo etkisi yapan ilaç olarak görüyordum. ertuğrul hocayı insan olarak sevmeme rağmen teknik direktörlüğünden hazzetmem. beşiktaş'ın başına da gelmesi için daha çok erken olduğuna inanıyordum. bu inancım felaketlerle desteklendi ve ertuğrul hoca gitti. yerine mustafa denizli geldi. korku artık kabusa dönüşmüştü. haftalar geçti, beşiktaş düzgün top oynamaya başladı, şampiyon olduk, kupayı aldık. ernst ve yusuf gibi çok önemli iki transfer yapıldı.

devre arasından beri hep kafamı kurcaladı. bizim takımda transferleri kim yapıyordu? tüpçü mü yoksa teknik direktör mü? daha sonra oturdum geçmiş transferleri düşünmeye başladım. evet, iğrenç bir başkanlık dönemi geçiren tüpçü nedense fm oynarmış gibi transfer yapmıyordu, bunu (olması gerektiği gibi) teknik direktörün istekleri doğrultusunda gerçekleştiriyodu.

ve bu gece... hayatımda beşiktaş'la ilgili aldığım en güzel (ilk 3'e rahat girer) haberlerden birini aldım. nihat kahveci (senin küçüklüğünü biliriz keranacı) , rıdvan şimşek ve ismail köybaşı. beşiktaş'a geliyorlardı. tabi bu sevincimin de bazı sebepleri vardı. sırasıyla açmak gerekirse;

1) fm2009' da yaptığım transferlere paralel. (sağ ve sol bek + orta saha da en ileri uç hariç heryerde oynayabilecek oyuncu) (benimkiler; sivasspor-abdurrahman , gaziantep-bekir irtegün, kayseri-mehmet topuz (gerçi iki tanesini fener aldı)

2) yaş olarak çok genç ve gelecek vadeden iki oyuncu alındı ve ilk 11'e çıkıp orda kalıcı olabilecek kadar şans bulacaklar. (bekler ibrahim üzülmez ve serdar kurtuluş olunca bu çocuklara da şans gelir elbet)

bu gece gerçekten sportif anlamda (ispanya'ya da çaktılar (gerçi xavi ve mata'ya üzüldüm) benim için mutlu haberlerin gecesi oldu. (bi de hidayet orlando'yla adam gibi kontrat yapsa)

ama tabi büyük korkularım da var. başımızda denizli var ve şampiyonlar ligine gidiyoruz. denizli'nin futbol mantalitesi "5 yersek 6. yı atalım" olduğu için bu sene avrupa'da gerçekten çok çılgın skorlara imza atma potansiyelimiz var. ayrıca fener'in 0 puan aldığı sezon fener'in başında da o vardı. neyse tek isteğim grubumuza 1. torbadan çıkacak takımın ispanyol veya italyan takımı olması. en azından 3'ten fazla atınca top çevirmeye başlarlar.

19 Haziran 2009 Cuma

noluyoruz

rüyamda ömer şerif'i gördüm, hayırdır ak. götüm açık uyudum galiba.